Kız Kalesi ( Erdemli-MERSİN )
Anasayfa
Biyografi
Kitaplar
Makaleler
Bildiriler
Haberler
Hedeftekiler
Sertifika ve Belgeler
Basında
İletişim

Mehmet MAZAK Araştırmacı Yazar

Makaleler

Dersaadet Su Gurmeleri ve Su Tiryakileri (Meşale Dergisi –Fes Foot Dergisi 2006)

    Dersaadet Su Gurmeleri ve Su Tiryakileri (Meşale Dergisi –Fes Foot Dergisi 2006)

    27.04.2011

    Dersaadet’te Su Tiryakileri ve Gurmeleri

    İstanbul’un memba sularının tatlı olmasının sebebi, neojen çakıl ve kumlarında toplanan ve süzülen suların geçirimsiz temel olan yerlerde kaynak oluşturmasıdır. Yamaç kaynağı diye nitelenen ve belirli hat üzerinde bulunan bu özellik sayesinde İstanbul’un içme suyu insanlara çok hafif gelmiştir. İstanbul’un memba sularını halk bu yüzden keyifle içmekteydi.

    Osmanlı’da su kültürünün ayrı bir önemi vardı. Halk güzel suları sucu dükkânlarında bardakla alıp içerdi. İstanbul’da köşe başlarında sucu dükkânları olurdu. Atlı sakalar aracılığıyla membalardan taşınan tatlı sular su tiryakisi müşterilere sunulurdu. Ayrıca uzak şehir ve memleketlerden kervanlar ve gemilerle içimlik-tadımlık memba suları getirilerek su tiryakilerinin zevkine sunulurdu.

    Su tiryakilerinin oluşması doğal olarak su gurmeliğini de beraberinde getirmişti. Bu durum herhalde başka milletlerin kültürlerinde yoktur.

    Sucu dükkânlarında çeşit çeşit sular bulunur, müşteri hangi memleketin veya kaynağın suyunu içmek istiyorsa onu içerdi. İstanbul’da yaşayanlar arasında tat duyuları gelişmiş su gurmeleri oluşmuştu. Bu gurmeler aynı zamanda iyi birer su tiryakisi olmuşlardı. Satıcılardan bir bardak su alıp tattıklarında içtikleri suyun hangi kaynağa, hangi memlekete ait olduğunu hemen anlarlardı. Tat farklılıklarından dolayı kaynak sularının bardak fiyatı da değişmekteydi. Sözgelimi 20. yüzyılın başında Kırkçeşme, Halkalı, Taksim sularının bardağı 5, Kayışdağı, Çamlıca, Taşdelen, Karakulak sularınınki 10 paraydı.

    İstanbul’un işlek caddelerindeki sucu dükkânlarında şifalı sular da satılmaktaydı. İstanbul’un şifalı bilinen içimlik sularının tamamı yerleşim yerinin çok uzağındaydı. Halk arasında değişik efsanelere konu olan bu suların kaynak yerleri aynı zamanda birer mesire yeri olarak da ilgi görmekteydi. Muhtelif gün ve zamanlarda İstanbul ahalisi adeta bir törene gider gibi hazırlanarak bu mesire yerlerine gezmeye giderdi. İstanbul suları sadece İstanbul ahalisini cezbetmez, İstanbul’a gelen seyyahların da hayranlığını kazanırdı.

    III. Selim’in mimarı ve kız kardeşi Hatice Sultan’ın ressamı Melling, resimlerinde İstanbul sularına ve çeşmelerine yer vermişt, Tophane Çeşmesi, Sarıyer Çeşmesi, Belgrat Su Bentleri, İmparator Justinien Su Yolu, su kemerleri ve bentlerini resimlerinde kullanmıştır.

    Ünlü Fransız yazarı Gérard De Nerval (1808–1855), 1843 yılında Mısır, Lübnan, Suriye ve İstanbul’a uzun bir seyahatinden sonra yazdığı eserinde etkilenip hayran kaldığı İstanbul suları ve su tiryakilerini şöyle anlatmaktadır.

    ‘’Bu memlekette alkollü içkiler açıkça satılmadığı için tuhaf bir endüstri kurulmuş: Ölçü ile bardak su satanların endüstrisi!. Bu tuhaf su evlerinde uzun uzun tezgâhlar var ve bu tezgâhların üzeri de çeşit çeşit şişelerle dolu. Her şişede az çok aranan bir su var. İstanbul'a içme suyu Valens Boruları (Bozdoğan Kemeri'nden geçen su yolu) ile gelir. Tatlı suyun nadir ve kıymetli oluşu yüzünden İstanbul’da bir ‘’Su İçiciler Ekolü’’ meydana gelmiştir. Bunlar seçip içtikleri suyun tiryakisi olmuşlardır.

    Su içim evlerinde muhtelif memleketlerden gelmiş ve muhtelif yıllara ait sular bulunur. Sucu dükkânlarındaki en makbulü Nil suyudur. Fırat suyu biraz yeşil ve sarımtıraktır, zayıf ve gevşek tabiatlılar için tavsiye edilir. Tuna suyunu ise daha çok enerjik kimseler tercih ediyor. Suları yıllara göre de ayırıyorlar.’’



     


    Galeri
    www.mehmetmazak.com © 2012 Her hakkı sakldır.
    Site içeriği kısmen de olsa izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz..
    web tasarım ve programlama deSen