Kız Kalesi ( Erdemli-MERSİN )
Anasayfa
Biyografi
Kitaplar
Makaleler
Bildiriler
Haberler
Hedeftekiler
Sertifika ve Belgeler
Basında
İletişim

Mehmet MAZAK Araştırmacı Yazar

Makaleler

İlk Deniz İtfaiye Aracı: Ateş Kayıkları

    İlk Deniz İtfaiye Aracı: Ateş Kayıkları

    10.11.2015

    İlk Deniz İtfaiye Aracı: Ateş Kayıkları


    Lutfuna ısınsa ne acep can-ı ahibba
    Ateş kayığı kendisidir zevrak-ı sahba


    Bilindiği gibi ülkemizde havadan, denizden, karadan yangınla etkin mücadele için eğitilmiş personel ve güncel teknolojiye uygun donanıma sahip bir Deniz İtfaiyesi teşkilatı tam olarak oturmuş değildir. Boğaziçi kıyılarındaki yalılarda ve deniz araçlarında meydana gelen yangınlarda, denizden yangına müdahale ve önleme konularında söndürme araç ve gereçleri günümüzde dahi yetersizliğini korumaktadır.

    Tulumbacılık: Yangın çıkınca etrafa yayılmadan söndürmek ve mahsur kalanları kurtarmak için kurulan bir Osmanlı dönemi teşkilâtı. Tulumbacılar her an hazırlıklı olur, yangın haberi geldiği zaman sırtlarına su sıktıkları tulumbalarını atar, koşar adımlarla yangın mahalline ulaşırlardı. Kendilerine özgü kıyafetleri ve kabadayı tavırları ile özel bir figür halini alan tulumbacılar, kullandıkları deyimler ve yaptıkları hizmetler ile halkın gönlünde ayrı bir yer tutarlardı.

    Ateş Kayığı: Mehmed Zeki Pakalın’ın Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü’nde Ateş kayıkları şu şekilde tarif edilmektedir: “Eskiden üç veya dört çifte kayıklara verilen isimdi. Ateş kayıkları öteki kayıklardan dar ve zayıf olarak yapılıyordu. Bu kayıklara ateş kayığı denilmesinin sebebi, eskiden yangın olduğunda, yangın tulumbalarını İstanbul’dan Üsküdar’a Anadolu yakasından İstanbul sahiline nakletmek için kullanılmış olmalarıdır.”

    Ateş kayıkları, tarihî literatürümüze giren denizden yangına müdahale sisteminin ilk aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Boğaziçi, Haliç ve Marmara Denizi'nde henüz buharlı gemilerin ortaya çıkmadığı, ulaşımın kayıklarla sağlandığı zamanın tanıkları olarak sahil kenarlarındaki yangınlara müdahale eden tulumbacıların ulaşım aracı olarak literatürdeki yerlerini almışlardır ateş kayıkları.

    10 Eylül 1509’da meydana gelen ve küçük kıyamet anlamında “kıyamet-i suğra” olarak isimlendirilen İstanbul depreminde çıkan yangınlardan sonra yangın söndürme teşkilatının düşünülmeye başlandığını söyleyebiliriz. Özellikle XVI. yüzyılda meydana gelen İstanbul yangınlarından sonra yangınlara müdahalede yeni yöntemler düşünülmüş olmalıdır.
    Tulumba teşkilatı kurulduktan sonra Boğaziçi ve Haliç’in belli iskelelerinde tulumbacılar bulundurulmuş ve yangın haber alındığı zaman ateş kayıklarıyla yangın noktalarına ulaştırılmaya çalışılmıştır. Ateş kayıkları süratli hareket edilebilmeleri için ince ve narin yapılır, bu sebepten pazar ka¬yıklarından daha fazla süratle hareket ederlerdi.
    Ateş kayıkları yangınlara müdahale etmek üzere Anadolu yakasında Üsküdar Büyük İskele'de, Avrupa yakasında ise Eminönü Çardak İskelesi'nde yangın nöbeti beklerdi. Ateş kayıkları Eminönü'nde beklerken, Üsküdar'da veya o cihette çıkan yangına İstanbul'un yangın tulumbalarını, tulumbacılarıyla birlikte süratle naklederlerdi. İskelenin yangın nöbetçisi elinde harbisini tuttuğu halde kayığın kıç üzerinde otururdu.

    Sadece yukarıda belirttiğimiz iskeleler değil, İstanbul’un büyüklüğünü ve kalabalıklığını göz önüne aldığımızda birçok iskelesinde yangına müdahale için bekletilen deniz itfaiye aracı olarak ateş kayıkları bulundurulduğu düşünülebilir. Deniz itfaiyelerinin bulunduğu iki iskeleyi örnek olarak burada vermekte fayda vardır.
    Üsküdar Büyük İskele Ateş Kayıkları

    Büyük İskele'de özel görev yapan kayık ve kayıkçı bölüklerinden en önemlisi ateş kayıkları idi. Bu iskelede bekleyen ateş kayıkları diğer emsali kayıklardan daha dar ve zayıf, ince ve narin yapılıydı. Yangın vuku bulduğunda hususi olarak bekleyen dört-beş kayık, tulumba ve tulumbacıları süratle yangın mahalline taşırdı. Bu kayıklar zaman zaman yük ve insan taşınmasında da kullanılmıştır. 1802 tarihli kayıkçı esnafı sayımına göre Büyük İskele'de 11 ateş kayığı yangın nöbeti beklerdi. Bu kayıklarda görev yapan 21 kayıkçı olup, kethüdaları Mustafa adında biriydi.

    Eminönü Çardak İskelesi

    Çardak İskelesi'nde nöbet bekleyen iki tane ateş kayığı vardı. 1234 tarihli olan bir vesikaya göre iki ateş kayığının sekiz tane kayıkçısı vardı. Bunların her birine ayda kırkar akçe veriliyordu. Bu paranın hazineden verilmekte olması ateş kayıklarının devlete ait olduğunu gösterir. Çardak, gümrük yeri olduğu için bu ateş kayıklarının tüccar eşyası naklinde ve insan taşımacılığında da kullanıldığı anlaşılıyor.

    İstanbul’un gelişimiyle birlikte yukarıda belirttiğimiz ateş kayıklarının yeterli olmayacağı ve bunlardan başka nöbet bekleyen ateş kayıklarının da bulunmuş olması olasıdır. Ateş kayıkları bekledikleri iskelelerde zaman zaman farklı işler de yapmaktaydılar. 1768 tarihli bir arşiv belgesinde Üsküdar’da görev yapan ateş kayıklarının Üsküdar kavukçu taifesinden 40 kişiyi Eminönü’ne kişi başı 1 akçeye taşıdığına şahit oluyoruz. Bu kayıkları her ne kadar ilk deniz itfaiyesi olarak nitelesek de, itfaiye aracı görevinin yanında yük ve insan naklinde de kullanılmışlardır.

    Tarihimizin bilinen bu ilk deniz itfaiye aracı birçok yangına zamanında müdahale ederek İstanbul halkının gönlünde ve aklında haklı bir yer edinmiştir. Ne gariptir ki, İstanbul halkının gönlünde yer edinmiş olan ateş kayıklarının bugün elimizde bir resmi dahi yoktur.

    İtfaiye Tarihi

    1720 senesine kadar İstanbul’da çıkan yangınları, yeniçeriler kanca, balta, su kovası vesaire gibi itfâiye âletleriyle söndürürlerdi. Ancak 1720 yılında ise yangın tulumbalarının ilk numunesini yapan Dâvûd Ağa'nın nezâreti altında Acemi Ocağına yamak olmak üzere ayrıca Dergâh-ı âli Tulumbacı Ocağı ihdas edildi. Ancak yeniçeriliğin 1826’da kaldırılmasıyla bu ocak da lağv edildi. 1827 yılında yarı askerî bir İtfâiye Teşkilâtı kuruldu. 1869’da belediye daire ve merkezlerine, mahallelere tulumbalar verilerek semt tulumbacı ocakları kuruldu. Bu yıllarda çıkan İstanbul yangınından sonra Macaristan’dan getirilen Kont Szechynı’ya Askerî İtfaiye Teşkilatı kurduruldu (1874). 1923’ten sonra itfaiye teşkilatı belediyelere devredildi.


    KAYNAKÇA
    Mehmet Zeki Pakalın, Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul 1993, c.1, s.109.
    İdris Bostan, Osmanlı Bahriye Teşkilatı: XVII. Yüzyılda Tersane-i Amire, Ankara 1992, s.93.
    Mehmet Mazak, Eski İstanbul’da Deniz Ulaşımı, İstanbul 1998, s.36-38.
    BOA, İstanbul Ah. Def.7,s.213, h.647/tarih1765 ; BOA, İstanbul Ah.Def.8, s.81, h.253/tarih 1768


     


    www.mehmetmazak.com © 2012 Her hakkı sakldır.
    Site içeriği kısmen de olsa izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz..
    web tasarım ve programlama deSen