Kız Kalesi ( Erdemli-MERSİN )
Anasayfa
Biyografi
Kitaplar
Makaleler
Bildiriler
Haberler
Hedeftekiler
Sertifika ve Belgeler
Basında
İletişim

Mehmet MAZAK Araştırmacı Yazar

Makaleler

İstanbul’u Dezenfekte Eden Mekânlar: Tanzifat İskeleleri

    İstanbul’u Dezenfekte Eden Mekânlar: Tanzifat İskeleleri

    10.11.2015

    İstanbul’u Dezenfekte Eden Mekânlar: Tanzifat İskeleleri

    Osmanlı’nın klasik döneminde İstanbul şehrinin belediye hizmetleri Kadı marifetiyle yürütülüyordu. İstanbul Kadısı aynı zamanda bugünün belediye başkanı konumundaydı. Şehrin belediye hizmetlerinden olan cadde ve sokak temizliği, hane ve evlerde birikmiş atıkların toplanması ve imha edilmesi görevi bu dönemde “Arayıcı Esnafı” tarafından yapılıyordu. Arayıcı esnafı mahalle ve sokaklardan topladığı atık ve çöpleri bulunduğu semtin deniz kenarında kurulmuş tanzifat iskelesine getirirdi. Orada ağaç teknelerde deniz suyu ile çerçöpü karıştırıp yıkayarak içerisinden geri dönüşümü olan değerli parçacıkları almalarından dolayı kendilerine arayıcı denilmiştir. Arayıcı esnafının şehirde atık toplarken kullandığı malzemeler çapa, demir kazma, yuvarlak ağaç tekne, kürek, zembil, küfe, harar ve çöp ayrıştırmaya yarayan parçalardan oluşmaktaydı.

    Dersaadet’in cadde, sokak ve çevre temizliğinin sonucu toplanan mezbele ve atıkların ayrıştırması sonucu geriye kalan atıkların kayıklarla Marmara Denizi açıklarında Adalar'ın ilerisinde denize boşaltıldığı bu yerlere “Tanzifat İskelesi”, toplanan çöpleri denizin açıklarına taşıyan bu vasıtalara da “Tanzifat Kayıkları” denilmekteydi.

    İstanbul şehrinin denize kıyısı bulunan bütün semtlerinde çöp toplama merkezleri diyebileceğimiz tanzifat iskeleleri kurulmuştu ve bu iskelelerde tanzifat kayıkları görev beklemekteydi. Günümüz İstanbul’unda ilçe belediyeleri kendi mücavir alanları içerisindeki bütün mahallelerin atık ve çöplerini her gün mutat olarak çöp kamyonlarıyla nasıl topluyorsa, geçmişteki İstanbul’da da bu görevi arayıcı esnafı eşekle, at ile veya yaya olarak her gün yapmaktaydı.

    İstanbul’u dezenfekte eden mekânlar olarak adlandırdığımız tanzifat iskeleleri klasik Osmanlı döneminde kimyasal atıkların fazla olmadığı ve deniz suyunun çözünürlüğe sahip olduğu dönemler için geçerli bir atık imha merkezleri olmuş ve bu işlevini asırlarca devam ettirmiştir. Ancak teknolojinin gelişimi ve kimyasal atıkların artmasıyla birlikte artık denize çöp boşaltma işleminin sona erdirilmesi gerekmiştir. Buna rağmen 1950’li yıllara kadar toplanan çöplerin Marmara açıklarına bırakılması işlemi devam ettirilmiştir. Bir diğer ifadeyle XIX. yüzyılın ortalarında Şehremaneti’nin kurulduğu döneme kadar arayıcı esnafının çalışmaları başarıyla devam ettirilmişti. Özellikle 1900’lü yıllardan sonra İstanbul’un gelişimi ile birlikte şehir içinde kalan tanzifat iskeleleri şehrin dezenfektesinden ziyade kötü bir görüntü ve pislik yuvası halini almaya başlamıştı.

    İstanbul’un çevre temizliğine, şehrin dezenfekte ve paklanmasına asırlarca çok ciddi katkı sağlamış olan tanzifat iskeleleri ve kayıklarına Osmanlı arşiv belgeleri ışığında bilgiler vererek bakalım. İlk belgemiz, 1800’lü yıllarda Bostancıbaşı'nın Padişah'a takdim ettiği bir dilekçede Kayıkhane-i Hassa’da bulunan ve mezbele kayığı adı verilen üç çifte piyade kayığının zamanla eskiyip kullanıma elverişsiz hale geldiği bildirilerek tamirinin yapılıp tekrar eskisi gibi kullanıma sunulmasının istendiği belgedir. Bu belgeden anladığımıza göre piyade kayıkları aynı zamanda mezbele (çöp) taşımak için kullanılmıştır.

    Bir başka belgede çarşı ve sokakların temizliğinden dolayı biriken çöplerin ve molozların denize atılması için Balat ve Fener iskelelerinde eskiden süprüntü dubası var iken son zamanlarda bu dubanın olmamasından dolayı çevre temizliğinin tam sağlanamadığı belirtilerek en kısa zamanda adı geçen iskelelere mezbele dubaları konulması talebi bulunmaktadır. Balat ve Fener semtlerinde toplanan atık malzeme ve mezbelelerin çevreye rahatsızlık vermeden imha edilmesi için iskelenin bir köşesinin tanzifat iskelesi olarak kullanılmasının önemi belirtilmektedir.

    Arayıcı esnafı hiyerarşik olarak esnaf kethüdasına bağlıydı. O da Çerçöp Subaşısı'na bağlı olarak İstanbul’a hizmet ederdi. Arayıcıların ihtiyacı olan tanzifat iskelesi talebini Çöpçü esnafı kethüdası Sadaret'e bildirirdi. Buna örnek olarak Yalıköşkü’nden Ayvansaray’a kadar olan bölgeden toplanacak çöplerin ayıklanıp imha edileceği bir tanzifat iskelesinin kurulması talebiyle karşılaşıyoruz.

    Bir zamanlar İstanbul genelindeki mezbele ve çöplerin toplama merkezi olan tanzifat iskeleleri çöplerin ayıklama işleminden sonra tanzifat kayıkları ile açık denize boşaltılması suretiyle İstanbul’un dezenfeksiyonuna ve paklığına katkı sağlayan mekânlardı. İstanbul’u mikroplardan arındıran bu mekânlar sonraları eski fonksiyonlarını yerine getirememeleri ve deniz kirliliğine sebebiyet vermelerinden dolayı kaldırılmışlardır.


    Kaynakça
    Mehmet Mazak, Osmanlı’da Çevre ve Sokak Temizliği, İstaç Yay., İstanbul 2001.
    Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Cevdet Belediye:1760
    Başbakanlık Osmanlı Arşivi, İrade Meclis-i Vala:24006
    Başbakanlık Osmanlı Arşivi, İrade Şurayı Devlet:3
    Başbakanlık Osmanlı Arşivi, İrade Hususi:83/24, s.1313

     


    www.mehmetmazak.com © 2012 Her hakkı sakldır.
    Site içeriği kısmen de olsa izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz..
    web tasarım ve programlama deSen