Kız Kalesi ( Erdemli-MERSİN )
Anasayfa
Biyografi
Kitaplar
Makaleler
Bildiriler
Haberler
Hedeftekiler
Sertifika ve Belgeler
Basında
İletişim

Mehmet MAZAK Araştırmacı Yazar

Makaleler

Dersaadet Sokaklarında İlk Hanım Elleri: Kadın Çöpçüler

    Dersaadet Sokaklarında İlk Hanım Elleri: Kadın Çöpçüler

    10.11.2015

    Dersaadet Sokaklarında İlk Hanım Elleri: Kadın Çöpçüler

    1914–1918 yılları arasında yapılan ve dünya tarihinin en kanlı savaşlarından biri olan I. Dünya Savaşında V. Mehmet Reşat yönetimindeki Osmanlı İmparatorluğu İttifak Devletleri’nin safında savaşa katılmıştı. Savaşa katılma kararıyla birlikte eli silah tutan gençlerin askere alınacağı ve cephede kullanılmak üzere atlara ordu tarafından el konulacağı açıklanmıştı. Bu kararla birlikte Şehremaneti’nin büyük gayretlerle oluşturduğu Nezafet-i Fenniye Müdürlüğü’nün genç amelelerine, atlarına ve arazözlerine ordu tarafından el konuldu. Büyük meblağlara mal olan teşkilat sekteye uğramış oldu. Zaman içerisinde şehrin sokaklarında çöpler birikmeye başladı.

    II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte Osmanlı kadınının toplum içerisinde daha fazla görünmeye başladığı ve yavaş yavaş iş dünyasında kendine yer edinme gayreti içerisinde olduğu görülüyordu. Feminizm hareketini Amerika’dan Osmanlı’ya taşıyan, İstanbul’da bisikletle ve peçesiz olarak sokağa çıkan ilk kadın Mary Mills Patrick (1876 yılında henüz 26 yaşında genç ve idealist bir kadın iken, Üsküdar’da faaliyet gösteren İstanbul Kız Koleji’nde felsefe hocalığına başladı. Kolejde 1890’da müdireliğe başlayan Patrick, 1924 yılına kadar bu görevde kaldı) bu dönemin Osmanlı kadını üzerindeki değişimini şu sözlerle ifade etmekteydi: “Kadınların peçesi üzerine mücadeleler özellikle savaşın ilk yılında dikkat çekiciydi. Eski günlerde hiçbir zaman bir Türk kadını sokakta peçesiz görülmezdi. Ancak savaşın ilk zamanlarında peçeler kayboldu, etekler kısaldı ve artık kadınlar her türlü ilerleme ve eğitime hazırdı.”

    Hüseyin Rahmi Gürpınar Türk kadınının iş hayatına girme çabalarını Kadın Meselesi adlı yazısında şu şekilde dile getirir: “Artık Türk kadını yemeğini ocağa vurduktan, çocuğunun salıncağını çardağın altına kurduktan sonra, manide şarkıda kafesinde şakıyan kanarya ile yarışacak dağdasız, saf ve sefalı hayatı yaşayamayacak. Kadınlarımız nazik yaradılışı ile hiç uygun düşmeyen süfli ve ağır hizmetlere kadar girişti. Sokaklarda kadın çöpçüler görüyoruz. Yarın öbür gün yeldirmeli lostracılara, başörtülü hamallara, küfecilere rastlarsak garipsenmez. Muhabirlik isteği ile matbaalara başvuran kadınlara rastladım. Evet, şimdi kadın geçim sahnesinde erkekle omuz omuza yürümek zorunda kaldı”

    Hüseyin Rahmi, Darülbedâyi’nin geliştiği dönemde aktör Küçük Kemal’in tavsiyesi üzerine yazdığı Kadın Erkekleşince adlı tiyatro eserinde kadının iş hayatına girmesiyle evde meydana gelen değişimi anlatmaktadır.

    Dersaadet’in peçeli kadınlarının karşımıza anne olarak, eş olarak, hala-teyze olarak, anneanne ve babaanne olarak çıkmasına alışmış bir toplum şeklinde yaşadık. Ancak kadınlarımız bazen zorunluluktan, bazen de değişime ayak uydurma gayretinden artık farklı sıfatlarla İstanbul sokaklarında görülmeye başlamıştı.

    Sokaklara Hanım Eli Dokunuyor

    Birinci Dünya Savaşı'nın getirdiği şartlar doğrultusunda Nezafet-i Fenniye Müdürlüğü'nün bünyesine kadın tanzifat ameleleri (kadın çöpçü) alma kararıyla, İstanbul sokakları ve evlerindeki çöplerin fenni temizliğe uygun olarak temizlenmesini sağlama çabası içerisine girdiğini görüyoruz. Osmanlı kadınlarının kocaları, babaları, amcaları, dayıları, oğulları orduya yazılıp cepheye sevk edilince onlar da başkentin her türlü ihtiyacını karşılama gayretine girmişlerdir. Bu doğrultuda bazen fırıncı olarak, bazen sütçü olarak, bazen de Şehremaneti’nde bir memur olarak karşımıza çıkmaya başlamışlardır. Böyle bir ortamda Nezafet-i Fenniye Müdürlüğü bünyesinde kadın çöpçüler istihdam edilmiştir.

    Birçok kaynakta ilk kadın tanzifat amelesinin Elif Yazgandır adında bir hanımın olduğu belirtilse de bu ismin doğruluğu şüphelidir. Çünkü Şehremaneti bünyesine bu dönemde birden çok kadın çöpçü alındığı bilinmektedir.

    Dersaadet sokaklarına hanım elinin değmesiyle birlikte tanzifat (temizlik) işinde yeni bir dönem başlamış oluyordu. Şartların getirdiği zorunluluktan dolayı artık Dersaadet sokaklarına hanım elleri değmeye başlamıştı.

    17 yaşında Osmanlı’nın New York konsolosuna sekreter olarak atanan Rum kökenli Demetra Vaka 1921 yılında İstanbul’a dönmüş ve hem Amerika’daki gözlemlerini ve hem de kadınlarımız üzerindeki gözlemlerini kaleme almıştır. Demetra Vaka İstanbul’daki sosyal değişim ve kadın çöpçülere kitabında şöyle yer vermişti: “İstanbul’daki değişimleri yavan ve sıradan kılan bir manzara ile karşılaştım. Yüzleri peçesiz, gri pantolonlar giyinmiş Türk kadınlar sokakları süpürüyorlardı. Sonradan öğrendiğime göre bunlar, Osmanlı başkentinin tek temizlik görevlileriydi ve bu zorlu işle uğraştıkları sırada onları dikkatle izleme zahmetine katlanan biri, çoğunun genç ve güzel yüzlü olduğunu görebilirdi. İçlerinden birine gülümsediğimde, bana tatlı, cüretkar ve kadınsı bir zarafetle dolu bir gülümsemeyle karşılık verdi. Bu kadın çöpçülerin dokunaklı görüntüsü bendeki etkisini hiç yitirmedi. Kadınların bu işi yapmasına içerlendiğimden değil; zira çalışmak hayattaki en soylu şeydir ve tüm bir şehrin daha temiz ve sağlıklı hale gelmesini sağlayan faydalı bir iş iki kat değerlidir. Durmaksızın yerleri süpüren, pervasız trafikten sıyrılmak için sürekli manevralar yapmak zorunda kalan bu sessiz, gri figürlerin görüntüsünde bana asıl acı veren şey, bunların Osmanlı depdebesinin hüküm sürdüğü günlerde satın alınan, üzerlerine titrenen ve gözlerden ırak tutulan kadınlar olduğunu düşünmekti. O zamanlar bu kadınlar fetihçi bir soyun haz kaynağıydı. Şimdi ise yenilgiye uğramış ve aciz duruma düşmüş olan o fetihçiler, kadınlarının, beş yüz yıldan uzun süre boyunca peçesiz yürümelerini yasakladıkları bu sokakları temizlemelerine izin veriyorlardı.”

    Savaş yıllarının zorluklarına rağmen alınan önlemler ve kadınlarımızın temizlik konusunda istihdam edilmesiyle belli bir başarıya ulaşılmıştır. Cemil (Topuzlu) Paşa’nın ikinci Şehreminliği döneminde 23 Mayıs 1919 yılında Vakit Gazetesi'nde Türkçe, Rumca ve Ermenice olarak yayınladığı temizlikle ilgili beyannamesi o dönemki hassasiyeti ortaya koyuyor: “Bir müddetten beri İstanbul’da tifüs, kolera, verem hastalıkları salgın bir sûretle çoğalıyor, bunun sebebi pisliktir. Temizliğe dikkat etmeyince bulaşır ve tutulan da kendini hekime baktırmazsa hem ölür, hem de etrafındakilere bulaştırır. Belediye gücü yetiştiği kadar sokakları temizlemeye, yıkamaya, pislikleri vesaireyi kaldırmaya başladı. Ancak sokakları temiz tutup kirletmemek ahalinin vazifesidir. Belediye ne kadar memur kullansa, ne kadar masraf etse ahali mütemadiyen süprüntü, kâğıt vesaireyi sokaklara attıkça yetişemez ve yapılan mesarif boşa gider.

    Hemşehrilerimiz dükkân ve hanelerinden çıkan süprüntü, kâğıt parçası vesaireyi sokaklara atmasınlar, araba gelinceye kadar bir kap içinde saklasınlar. Eski adetlerden vazgeçerek tramvay bileti, tütün paketi, eski gazete gibi şeyleri de her tarafa konmuş olan kutu ve sepetlere atsınlar. Çirkap sularını sokaklara dökmesinler, sümkürmesinler, tükürmesinler. Başka memleketlerde yaya kaldırımlarını kirletmedikten başka temizliği hane ve dükkân sahipleri yapar. Biz de öyle yapalım. Herkes ev ve dükkânının önünü temiz tutmaya çalışsın. Mağaza sahipleri sabahları yaya kaldırımlarına eşya koymasın. Esnaf yenecek şeyleri pis tutmasın. Görüyorum ki marul vesaire gibi pişirmeden yenecek şeyler yerlerde satılıyor, ahali alıyor, yiyor, hastalanıyor, ölüyor.

    Bunun için esnaf temizliğe dikkat etsin ve hemşehrilerinin hayatını düşünerek sakınsın. Belediyenin vereceği talimatlara riayet etsin. Herkes elbisesini, çamaşırını kendini temiz tutsun. Evlerin içinin temizliğine, yiyeceğine, içeceğine dikkat etsin. Sokakta üstü açık meyve vesâireyi satın almasın, yemesin. Hep birden el birliğiyle dikkat edersek şehrimizde tifüs, kolera, verem gibi bulaşıcı hastalıkların önünü alırız. Bu ihtarıma dikkat etmez, söylediğim şeyleri yapmaz ve buna muavenet etmezseniz önümüz yazdır, kolera ziyadeleşir, binlerce hemşehrimiz ölür.”

    Fakat her şeye rağmen bu dönemde Cemil Paşa sokaklardaki pejmürdeliği ve pisliği gidermiş ve yeterli olmasa da temizlik teşkilatını yola sokmuştu. Cemil Paşa'dan sonra şehremini olan Celal Bey 1922 senesi Meclis açılış konuşmasında temizlik sorunundan çok fazla şikâyet etmemekte, şehrin birinci ve ikinci derecede caddelerinin her gün süpürüldüğünü, temizlik arabalarının her gün muntazaman vazife yaptığını, temizlik işinde 1100 amele, 475 hayvan, 260 adet araba ve 3 adet kamyonla hizmet verildiğini beyan etmektedir. Bu beyan edilen amelenin büyük bir kısmının kadınlardan oluştuğunu belirtmemizde fayda vardır.


    Kaynakça
    Mehmet Mazak, Osmanlı’da Çevre ve Sokak Temizliği, İstaç yay. İstanbul 2001.
    Osmanlı’dan Günümüze Temizlik İşçileri ve Aletleri Sergisi, Kağıthane Bel., İstanbul. 2005
    Demetra VAKA, İstanbul’un Peçesiz Kadınları, Kitap yay. İstanbul 2003.
    Takvim-i Vekâyi, "Celal Bey'in Konuşması", 21 Kanun-ı Sani 1338
    Hüseyin Rahmi GÜRPINAR, (1974), Kadın Erkekleşince, Atlas Yay, İstanbul

     


    www.mehmetmazak.com © 2012 Her hakkı sakldır.
    Site içeriği kısmen de olsa izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz..
    web tasarım ve programlama deSen