Kız Kalesi ( Erdemli-MERSİN )
Anasayfa
Biyografi
Kitaplar
Makaleler
Bildiriler
Haberler
Hedeftekiler
Sertifika ve Belgeler
Basında
İletişim

Mehmet MAZAK Araştırmacı Yazar

Makaleler

İstanbul’un Deniz Hamalları MAVNALAR

    İstanbul’un Deniz Hamalları MAVNALAR

    10.11.2015

    İstanbul’un Deniz Hamalları MAVNALAR

    İstanbul’un fethiyle denizcilik kültürümüze giren ve sırtında yük taşıyan hamallar misali limanlarda gemilerden ağır yükleri boşaltıp yüklemesi neticesinde deniz hamalları olarak atlandırdığımız mavnalar sözlüklerde şöyle belirtilmektedir.

    Mavna, maûne; yük taşıyan büyük kayık. Mavna, yelkenle ve kürek¬le tahrik olunur, güvertesiz, ağır ve büyücek kayık ki, başlıca iskeleden gemi¬lere yük naklinde kullanılır. Arabîde erzak nakline mahsus demektir. Başka bir ifadeyle mavna, limanlara yanaşamayan, şamandralara bağlı olarak yükleme ve boşaltma yapan gemilerle yakın kıyılara yük taşıyan, güvertesi olmayan tekne demektir. Mavnaların batık gemilerin çıkartılmasında da kullanıldıkları bilinmektedir

    Mavna ve mavnacılık mesleğinin ilk başlaması Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethiyle başladığı yazılı kaynaklarda belirtilmektedir. İlk mavna türü deniz ulaşım aracı örneklerinin Fatih tarafındn yaptırılarak karadan Haliç’e indirilen gemiler arasında bulunduğuna dair rivayetler bulunmaktadır.

    Eskiden Türk denizciliğinde kullanılan, büyük yelkenli olan bir çeşit ticâret gemileri de bu isimle anılırdı. Bu çeşit mavnalarda bir flok yelkeniyle üç köşeli büyük yelkeni vardı. Ayrıca bunlarda kürek de kullanılırdı. Osmanlı Devleti donanmasında mavna adı altında yüksek bordalı savaş gemileri bulunmaktaydı. Os¬manlı donanmasında kullanılan Mavna ile mezkûr işlerde kullanılan mavna farklıdır. Bizim için de burada asıl olan, küçük çaplı yük taşımasında kullanı¬lan kayık türüdür. Medine-i Üsküdar iskelesinde, İstanbul yakasına yük taşı¬mak için bekleyen nöbet mavna’larının olduğunu bilmekteyiz. Yine Mavna¬cıların, Osmanlı Devleti’nin îmar işlerinde kullanılması için İstanbul’a mavnalarıyla taş çektiğine arşiv belgelerinde rastlıyoruz.

    Mavnaların görevleri arasında; tersaneye safra taşımak, selatin camilerinin yapımında taş, kum ve çakıl taşımak, ordunun Anadolu ve Rumeli taraflarında yapacağı seferlerde ordunun ağırlığı olan malzemelerin ordu güzergahındaki en yakın limana taşıma lojistik hizmetlerini yerine getiriridi.

    Mavnaların, yük taşınacak ambarları geniş olduğu için, tekne yapıları büyük ve yanlara biraz yayvandır. Römorkörün arkasına birkaç “mavna” bağlanarak da çekildiği olur. Devamlı su içerisinde kaldıkları için, çürümelerini önlemek maksadıyla ziftlenirler Buharlı gemilerin donanmaya girmesinden sonra mavnalar önemlerini kaybetti.

    XVII. yüzyılın ünlü gezgini Evliya Çelebi; 800 mavnacı neferâtı ol¬duğunu belirtir. 1667 yılında İstanbul’da mevcut kayık sayısı 1366’dır. Aynı tarihte mavna sayısı ise 68’dir. Devlet kontrolünde faaliyette bulunan mavnacılar, lağımcı olarak sefer zamanlarında orduda hizmette bulundukları Evliya Çelebi tarafından belirtilmektedir.

    Osmanlı’nın son dönemlerinde mavna ve mavnacılık esnafı halk nezdinde avam tabası işi olarak görülmesine rağmen, İstanbul gibi önemli bir deniz kenti için gemi ve vapurlardan eşya naklinin ehemmiyeti göz önüne alındığında gayet gerekli bir meslek grubu olarak karşımıza çıkar. İstanbul limanında mavnacılık mesleğini yerine getirenlerin karşılığı olarak diğer dünya ülkelerinde buna muadil değişik yük boşaltma araçları bulunmaktaydı.

    Mavnacı esnafının sayısı yüzyılın başında dörtbin civarındaydı. Bunlar genellikle karadenizli olup İnebolu, Abana, Küre, Nigerze, İlişi, Örenye nahiyelerinden İstanbul’a gelerek mavnacı olarak çalışıyorlardı. Ayrıca Karesi ve Alaplı nhiyeleri ve küçük bir kısmıda Trabzon vilayetindendi. Mavnacılar görüldüğü üzere tamamen Karadeniz insanından müteşekkildi.

    Mavnacılar kethüdaya bağlı olarak çalışırlardı. Mavnacılıkta lonca sistemi hakim olup, hiyerarşik yapıya çok önem verilirdi. İstanbul ve çevresindeki limanlara dışarıdan gelen gemilerin yüklerini boşaltma ve limandaki gemileri yükleme görevi tamamen mavnacıların kontrolünde yerine getirilirdi.

    Mavnacı esnafı için nakliye iskeleleri olarak; Yağkapanı, Unkapanı, Hatapkapu, Sebzehane, Eminönü, Kuruçeşme, Hasköy ve Üsküdar iskelesi olmak üzere sekiz adet olup ihtiyaca göre bazı iskelelerde nöbet mavnaları bulundurulurdu. Mavnacı esnafı arasında rekabet ve kargaşayı önlemek üzere serbest çalışmadan ziyade nöbet sistemi uygulanmıştır.

    1912 yılına kadar mavnacı esnafı kethüdalık ile lonca sistemine göre idare edilirken, 1912 yılında çıkrarılan Esnaf Cemiyetleri Talimatnamesi ile kethüdalık kaldırılarak lonca sistemi yerine cemiyet ve meclis idare sistemi getirilmiştir. Bundan sonra cemiyet sistemi ile idare edilmiş bu idarenin üst konrolüde Belediyeye verilmiştir.

    Kaynaklar:
    1-Ferit Develioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Ankara 1980
    2-Şemseddin Sami,Kâmûs-ı Türkî, İstanbul 1989
    3-Anonim, Bizde Mavnalar ve Mavnacılık Mazisi Hali İstikbali, İstanbul Umum Mavna ve Salapuryacı Esnafı Cemiyeti Neşri, İstanbul 1923
    4- BOA, İst. Ah. 7, 213, h. 647, Fî evâsıt-ı M sene 1179 (30 Haziran-9 Temmuz 1765).
    5- BOA, MD. 79, s. 161, h. 400
     


    www.mehmetmazak.com © 2012 Her hakkı sakldır.
    Site içeriği kısmen de olsa izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz..
    web tasarım ve programlama deSen