Kız Kalesi ( Erdemli-MERSİN )
Anasayfa
Biyografi
Kitaplar
Makaleler
Bildiriler
Haberler
Hedeftekiler
Sertifika ve Belgeler
Basında
İletişim

Mehmet MAZAK Araştırmacı Yazar

Makaleler

ANADOLU’DA İLK GAZ İŞLETMELERİ

    ANADOLU’DA İLK GAZ İŞLETMELERİ

    10.11.2015

    ANADOLU’DA İLK GAZ İŞLETMELERİ

    Osmanlı Devleti’nin payitaht merkezi İstanbul’da dönemin bir medeniyet göstergesi olarak alınan şehrin havagazı ile aydınlatılması için kurulan toplam dört gazhanenin (Dolmabahçe, Kuzguncuk, Yedikule ve Kadıköy) dışında aynı dönemde İzmir’de de bir gazhane açıldığını görüyoruz. Yine Anadolu dışında Osmanlı’nın birer vilayeti olan Beyrut, Şam, Selanik ve Edirne gibi şehirlerin de çok erken dönemlerde verilen imtiyazlar sonucu kurulan gazhaneler ile aydınlanmaya geçildiği de bilinmektedir.
    Çok sayıda levantenin yaşadığı İzmir Osmanlı Devleti’nin dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden bir şehri olarak, havagazı ile aydınlanma konusunda da derhal harekete geçmiş ve burada bir gazhane açılmıştır. Böylece İzmir!’liler de çok erken sayılabilecek bir dönemde havagazı ile aydınlatmadan istifade etmeye başlamışlardır. Çünkü hemen hemen İstanbul’daki Dolmabahçe Gazhanesi ile aynı yıllara denk gelen bir dönem olan 1857 yılında Fransız girişimcilerden Mösyö Marchais İzmir’de bir gazhane kurma imtiyazını aldı. Fakat değişik sebeplerden dolayı bu gazhanenin kurulması yaklaşık 20 yıl gecikti.
    Osmanlı Şehir Gazı adıyla İzmir’in aydınlatılması işi 1876 yılında bir İngiliz gazeteci olan Edwards’ın sahibi olduğu şirkete verildi ve şehir bu gazhanede üretilen havagazıyla aydınlanmaya başlandı. Tam altmış yıl özel müteşebbisler tarafından idare edilen bu gazhane aynen Ankara’daki gazhaneler gibi 1935 yılında İzmir Belediyesi’ne devrine izin verilmesi istenmiş ve 1939 yılında Hükümet tarafından önceden kararlaştırıldığı gibi satın alınarak belediyeye devredilmiştir. Belediye bünyesinde Şehir Gazı Müdürlüğü adıyla bir birim kurularak tarihi gazhanenin işletme yetkisi buraya verilmişti. Bir müddet bu birimin idaresinde kalan gazhane, 1945 yılında 4483 sayılı kanunla kurulan Elektrik Tramvay İşletmeleri Müdürlüğüne bağlandı.
    Yaklaşık 70 sene ürettiği havagazı ile İzmir’in aydınlatılmasına katkı sağlayan, gazhaneden alınan gaz ile yakılan fener İzmir’in aydınlatılması sağlanmıştır. Ancak elektrikle aydınlanmaya geçilmesi ile birlikte bu gaz fenerleri eski hüviyetini yitirerek söküldüler. Artık hem İstanbul, hem de Ankara’da olduğu gibi İzmir gazhanesi de sadece evlere ve fabrikalara yakıt sağlamak amacıyla üretimine devam etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 01.09.1994 tarihli ve 05.195 sayılı bir kararı ile, teknolojisinin artık yenilenememesi, ürettiği gazdan gelir elde edememesi bir yana sürekli zarar etmesi, daha da kötüsü diğer şehirlerde olduğu gibi deniz kıyısındaki bu şehirde bile çevre kirliliğine sebep olması gerekçeleri ile gazhanenin tamamen kapatılmasın karar verildi. Limanın arkasında ve Alsancak stadyumunun yakınında yer alan ve eskiden Darağacı denilen semtteki İzmir’in ilk ve tek Elektrik fabrikası ile birlikte havagazı fabrikası da yıkılmakla yüzyüze kaldılar. İzmir’in sanayi ve teknoloji tarihinin ayakta durabilen en eski binası olan gazhane kapatma kararını veren dönemin belediye idaresi tarafından özel müteşebbislere devredilerek müzeye çevrildi. Gazhanenin iki adet gaz tankı sökülmüş ve havagazı üretimi yapıldığı dönemlerdeki yapısından geriye sadece tuğla bacası ile bazı idari binaları kaldı.
    Bütün dünyada olduğu gibi İzmir’de de havagazı ve elektrik fabrikalarının Ege bölgesinde sanayinin gelişmesinde bir zamanlar taşıdıkları değerlerini hatırlatmak için her iki binanın da gerekli restorasyon geçirilerek kullanılması yönünde farklı teklifler yapılmış olup, bu tekliflerin içerisinde gazhane binasının kültür merkezine dönüştürülmesi projesi hayata geçirilerek eski gazhane binası çok amaçlı kültür merkezi olarak İzmir halkına hizmet vermeye başlamıştır.

    Anadolu’da açılan ikinci gazhane ise Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla başkent ilan edilen Ankara’da inşa edildi. Yeni konumu gereği dünyanın önde gelen başkentleri arasında yer alması planlanmış olan bu şehrin altyapısı kadar geceleri sokaklarının aydınlatılması ve özellikle kamu kuruluşları, fabrikalar ve ahalinin evlerinde ihtiyaç duyduğu havagazı üretecek biri Bentderesi semtinde, diğeri ise o zamanlar biraz şehir dışında kalan Güvercinlik mevkiinde iki gazhane açılmasına karar verildi. Böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara 1925 yılında elektriğe, 1929 yılında ise daha çok ısınma amaçlı havagazı ihtiyacını kavuşmuş olacaktı. Bu tesisleri işletme imtiyazına sahip olan firma şehir içinde havagazı üretecek olan fabrikayı Maltepe semtine kurdu.
    Cumhuriyetin kuruluşunun üzerinden henüz fazla bir süre geçmeden 1934 yılında Ankara havagazı fabrikası imtiyazının elektrik şirketine devredilmesi gündeme geldi. İki Alman müessesesinin elinde bulunan Ankara Elektrik, Ankara Havagazı TAŞ'ne ait hisse senetlerinin satın alınması yönünde karar alındı. Böylece tam on sene özel işletmeci elinde kalan Maltepe Gazhanesi 1939 yılında Hükümet tarafından satın alındı.
    Anadolu’da her geçen gün halk tarafından kesile kesile yok olma tehlikesine giren ormanları korumak için de havagazının daha yaygın hale getirilmesi istendi. Böylece halk tüketim vergisi azaltılan havagazı kullanımına rağbet edecek ve odun temini için daha fazla orman kesilmesinin de önüne geçilmiş olacaktı.
    1935 yılında sadece otobüs ile yolcu taşıma amacıyla kurulan, ancak daha sonraki yıllarda kamuya ait belli başlı hizmetleri tek elden idare etmek üzere 16 Ocak 1942 tarihli ve 4325 sayılı kanunla Ankara Elektrik ve Havagazı Müessesesi (EGO) adını alan kuruluş havagazı fabrikalarını da idare etmekle görevlendirildi. Fakat bu havagazı fabrikasında daha sonraki yıllarda Alman uzmanların çalıştırılmaya devam edildiğini görüyoruz. Ankara’da havagazı üretilmeye başlandığı 1929 yılından havagazı fabrikalarının üretimlerine son verdikleri 1988 yılına kadar idareleri EGO’ya bağlı Gaz İdaresi Başkanlığı’nın sorumluluğunda kaldı.
    Fakat Ankara yeni konumu gereği her geçen gün biraz daha büyüyordu ve ahalinin talep ettiği her yere havagazı verilemiyordu. Ayrıca zamanla başkentin mücavir alanında kalır düşüncesiyle Maltepe’ye kurulan gazhane artık şehrin ortasında idi. Coğrafi konumu gereği Ankara’nın kurulduğu yerde böylesine büyük bir şehre havagazı verecek fabrikanın hava kirliliğine ne denli sebep olacağı zamanla anlaşıldı. Bu yüzden şehirde tehlikeli boyutlara ulaşan hava kirliliği karşısında alternatif yakıtlar temini yoluna gidilmesi bir zorunluluk halini aldı.
    Dünyada kullanımı giderek artan doğalgazın Ankara’da da bir an evvel kullanılması gündeme geldi. İthal edilen doğalgaz 1988 yılında Ankara’ya da verilince önce havagazı fabrikaları, bir süre sonra da elektrik santrali devreden çıkartıldı. Çevreye yaydığı beyaz renkli dumanlarıyla başkentin havasını 70 sene kirletse de havagazı uzun ve sert geçen kış mevsiminde Ankaralılar’ı ısıttı.
    Ankaralılar’a 1982 yılına kadar tam kırk yıl hizmet veren EGO 1 Kasım 1982 tarihli ve 2705 sayılı yasayla elektrik hizmetlerini Türkiye Elektrik Kurumu’na (TEK) devrederken havagazı yerine de 1989 yılında Rusya’dan alınan doğalgaz dağıtımına başlandı. Haliyle havagazı fabrikası da 1990 yılında tamamen devreden çıkartıldı. Kültür Bakanlığı bu fabrikayı Cumhuriyet döneminde şehrin ilk kurulan yapıları arasında tarihi önemi haiz kabul ederek SİT alanı ilan etti. Gerçi 1990 yılında faaliyetine kesin olarak son verildiği için tamamen kendi haline terk edilen ve bakımı yapılmayan fabrikanın üzerine kurulu olduğu metal aksamlarındaki çürüme sebebiyle çevreye zarar vermemesi için yıkılması kararı alındı. Ancak şehrin böylesine geçmiş dokusuyla bütünleşen bir yapısının mutlaka ayakta tutulmasını da savunanlar vardı.
    Ankara’nın merkezi bir yeri haline gelen Maltepe semtindeki bu gazhanenin mevcut binaların herhangi bir restorasyon geçirmeden ayakta kalmaları imkansızdır. Bu sebeple tarihi havagazı fabrikasının yıkımına 1990 yılında karar verilmişse de meslek odalarının tepkisi sonucu yıkım durduruldu. Ardından Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca da buranın tarihi kimliği tescil ettirilerek koruma altına alındı. Fakat bu kararlar her ne kadar yıkımı durdursa da binaları ayakta tutacak restorasyonlar yapılmadığı sürece kendiliğinden yıkılma süreci hala devam etmektedir.

    Ayrıca Anadolu’da Bursa ve Antalya illerimizde de havagazı fabrikaları kurularak gaz işletmeciliği yapılan ilk şehirlerimizden olduğunu burada belirtmekte fayda vardır.
     


    www.mehmetmazak.com © 2012 Her hakkı sakldır.
    Site içeriği kısmen de olsa izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz..
    web tasarım ve programlama deSen